Çin'in Ar-Ge Yatırımları ABD'yi Geçmek Üzere
ABD’dekiSan Diego Üniversitesi'nde görevli araştırmacılar tarafından hazırlanan yeni bir rapor,Çin’in önümüzdeki iki ila üç yıl içinde dünyanın en büyük kamu araştırma fonlayıcısı hâline gelebileceğiniortaya koyuyor. Araştırmaya göre bu dönüşümün arkasında iki temel faktör bulunuyor: Çin’de devlet destekli Ar-Ge yatırımlarının hız kesmeden artması ve ABD’de bu alandaki büyümenin ciddi şekilde yavaşlaması.
Verilere bakıldığında tablo oldukça dikkat çekici. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'nın (OECD) satın alma gücüne göre düzeltilmiş verilerine göre Çin’in kamu Ar-Ge harcamaları 2013–2023 yılları arasında yüzde 90 artarak133 milyar dolara ulaştı.Aynı dönemde ABD’deki artış ise yalnızca yüzde 12 seviyesinde kaldı ve toplam harcama 155 milyar dolara çıktı. Aradaki fark hâlâ ABD lehine olsa da artış hızları, bu farkın kısa süre içinde kapanabileceğini gösteriyor.
Araştırmacılar, mevcut eğilimlerin devam etmesi hâlindeÇin’in ABD’yi 2027–2029 gibi geçeceğini öngörüyor.Bu tahmin, bazı uzmanlara göre temkinli bile olabilir. Çünkü Çin hükümeti kısa süre önce 2026–2030 yılları arasında toplam araştırma harcamalarını her yıl en az yüzde 7 artırmayı planladığını açıkladı. Bu hedefin aşılması durumundasöz konusu “kırılma noktası” daha da erkene çekilebilir.
Akademik Üretim Tarafında da Çin Öne Geçmiş Durumda
Öte yandan işin bir detemel araştırma(fundamental research) boyutu var. Bu alan, doğrudan ticari çıktılar üretmese de uzun vadeli teknolojik atılımların temelini oluşturduğu için kritik önem taşıyor. 2023 itibarıyla ABD bu alanda hâlâ açık ara önde: Toplam temel araştırma harcaması 120 milyar dolar seviyesindeyken Çin’de bu rakam 53 milyar dolar civarında. Ancak büyüme hızına bakıldığındaÇin’in burada da hızlı bir şekilde arayı kapattığı görülüyor.Son 10 yılda Çin’in kamu kaynaklı temel araştırma harcamaları üç kattan fazla artarken, ABD’deki artış daha sınırlı kaldı.
Araştırmacılara göre ABD’de temel araştırma bütçelerinin önümüzdeki yıllarda reel olarak düşmesi ihtimali, bu alandaki liderliği de riske atabilir. Bu senaryoda Çin’in yaklaşık bir on yıl içinde bu kategoride de ABD’yi yakalayabileceği ifade ediliyor. Bu durum,gelecekteki teknolojik inovasyonların hangi ülkede filizleneceğisorusunu doğrudan etkileyebilir.
Ancak uzmanlar,bilimsel üstünlüğün yalnızca harcama miktarına bağlı olmadığını da özellikle vurguluyor.Yenilik ekosisteminin verimliliği, üniversiteler ile özel sektör arasındaki iş birliği, araştırma kurumlarının yapısı ve uluslararası iş birlikleri de en az finansman kadar belirleyici faktörler arasında yer alıyor. Bu noktada ABD’nin daha esnek ve piyasa odaklı yapısının hâlâ önemli bir avantaj sunduğu düşünülüyor. Ancak ABD'nin bu avantajı göz önüne alındığında bile, önümüzdeki yıllardabilimsel araştırmaların “ağırlık merkezinin” giderek Çin’e kayabileceği görülüyor.Çünkü giderek artan Ar-Ge yatırımları, bilim insanlarının hangi ülkeye yöneldiğini, hangi projelerin önceliklendirildiğini ve hangi teknolojilerin geleceği şekillendireceğini de belirleyebilecek bir dönüşüm anlamına geliyor.