İçeriğe atla
  • 29 Konu
    30 İleti
  • 24 Konu
    138 İleti
    Gerçektende Unutulmaz Paylaşım Adına Teşekkürler
  • Kelime anlamlarını Tİ`ye alabileceğiniz bir bölümdür.

    4 4
    4 Konu
    4 İleti
    Bilinçaltının Bilinmeyen Özellikleri ..? Size birazdan bahsedeceğim özellikler bilinçaltımızı daha iyi tanımamıza olanak sağlayacak. Bu özellikleri öğrenir ve iyi algılarsak yaşamımızı daha nitelikli ve istediğimiz gibi yaşarız. Aksi takdirde hayatımızın kontolünü kolay kolay elimizde tutamayız. Bilinçaltı geçmişi kendine referans alır: Bilinçaltımız; bir durum, nesne, kişi ya da olay ile karşılaştığında arama motoru gibi, çok kısa bir zaman içinde hafızamızı tarayarak ilgili deneyimlere ulaşır. Bilinçaltının bu özelliği geçmişin günümüzü güçlü bir şekilde etkilemesine neden olur. Bilinçaltı olumsuz söylemleri algılayamaz: Çocuklarla olan iletişimde buna mutlaka dikkat etmemiz gerekiyor. şayet ifadelerimizin bilinçaltını da kapsayacak şekilde etkili olmasını istiyorsak bu kesinlikle olumlu olmalı. Misal, “yeşil araba düşünme” dediğimizde alt beyin bölgesi bilinçten bağımsız olarak hemen yeşil bir araba imgelemeye çalışacaktır. şuan sizin de yaptığınız gibi. Bilinçaltı daima acıdan uzak kalmaya çalışır: Yani, genellikle yöntemi “kaç kurtul”dur. Her zaman sorun olabilecek negatif durumlardan bizi uzak tutmaya çabalar. Örneğin, eğer bir öğrenci ders çalışma süreçlerinde ailesiyle problem yaşamış ise, bilinçaltı onu dersten uzak tutmaya çalışır. Bilinçaltı yararlılık ilkesiyle çalışır. Diğer bir ifadeyle, çıkarcıdır. Söylemlerimizin bilinçaltını pozitif harekete geçirebilmesi için kesinlikle birinci ya da ikinci derecede kazanımlar ihtiva etmesi gerekir. Benzetmek gerekirse tavşanı kovalayan tazı gibidir. Bilinçaltının korumacı bir tavrı vardır. Bizim için tehdit oluşturabilecek bir durumda bilincin onayına başvurmadan hemen harekete geçer. Misal, ani durumlarda ortaya çıkan refleks davranışları. Bilinçaltı daima en uygun seçeneği tercih eder. Bunu, ölümü görüp kansere razı olmak şeklinde de açıklayabiliriz. Genellikle üçüncü bir seçeneği aramak yerine mevcut iki seçenek içinden uygun olanını tercih eder. Bu özellik psikolojik harpte çok kullanılan bir yöntemdir. Bilinçaltı her zaman eksik parçaları tamamlamaya çalışır. Yarım kalan işler ve süreçler beynimizi daima meşgul eder. Örneğin, sonu belirsiz diziler, yarım kalmış projeler gibi. Bu özellik ile psikolojik harpte bulanık ve eksik bilgiler bilinçaltının tamamlamasına bırakılarak insanların iç dünyasında istenmeyen negatif algılar oluşturulmaktadır. Bilinçaltı peşin olanı vadeliye tercih eder. Hep acelecidir, beklemeyi sevmez. Misal, çocuklarla yapılan bir araştırmada çocukların dörtte üçü, hemen verilen bir lokumu günün sonunda kazanılacak iki lokuma tercih etmişlerdir. Bilinçaltı daima ihtiyaçları karşılamaya çalışır. Günümüzde tüketim toplumunda kişilerin bilinçaltlarını tüketime yöneltebilmek için sanal ihtiyaçlar üretilir. Örneğin gerekli olmadığı halde günlük olarak vitamin hapları kullanmak, kullanmayacağımız özelliklerle donatılmış cep telefonları satın almak. Bilinçaltı problemleri çözmeye uğraşır. Size güzel bir tavsiye, eğer bilinçaltınızın bir konu ile ilgilenmesini istiyorsanız onu bir problem haline dönüştürün; bütün var gücüyle ona yönelecektir. Suni problemler ile insanların zihinlerinin gereksiz meşgul edilmesi psikolojik harbin en etkili yöntemlerindendir. Bilinçaltı tasarruf ilkesiyle çalışır: Başka bir ifadeyle tembeldir. Az emekle çok yemek peşindedir. Bilinçaltı eşleşmeler aracılığıyla öğrenir. Yeni bir bilgi için yeni bir dosya açmak yerine onu zihnimizde var olan eski bir bilgi ile eşleştirir. Psikolojik harpte, bilinçaltında önce negatif bir imaj oluşturulur. Bilinçaltı daima genellemeler yapar. Özel olaylardan hareketle genel yargılara ulaşır. Sonraki aşamalarda dünyayı bu genellemeler neticesinde oluşmuş ön kabullerle algılar. Otoriter rejimler eğitim sürecinde öğrencilerin bilinçaltında bu tür genellemeler aracılığıyla ön kabuller oluşturmaya çalışır.
  • Aşkın ve sevginin konuşulduğu şairlerin, yazarların kaleminden dökülen ve aşkın tartışıldığı sevgi forumu.

    20 20
    20 Konu
    20 İleti
    [image: 1774893392190-9876575e270b1b90f2fcb1699926863a.jpg]
  • 4 Konu
    4 İleti
    [image: 1774807315967-hbclfrm.jpg] Bugün, Türk halk müziğinin belki de en çok sevilen, en çok dinlenen ama ardındaki hikayesiyle en çok merak uyandıran eserlerinden birini masaya yatırıyoruz: Mihriban. Kim bu Mihriban? Gerçek bir insan mı, yoksa bir sembol mü? Bu türkünün sözleri nasıl bu kadar derin, melodisi nasıl bu kadar sarsıcı olabiliyor? Gelin, Abdurrahim Karakoç’un o eşsiz kaleminden çıkan bu şaheserin izini sürelim. Mihriban Kimdir? Bu, Türk müziğinin en büyük bilmecelerinden biridir. Şiirin şairi, büyük usta Abdurrahim Karakoç, hayatı boyunca bu soruya net bir cevap vermemiştir. Ancak röportajlarında ve anılarında, Mihriban’ın gerçek bir kişi olduğunu doğrulamıştır. Karakoç, gençlik yıllarında memleketi Kahramanmaraş’ta bir kıza sevdalanır. Aileler arasında görüşmeler olur, ancak kızın ailesi bu evliliğe razı olmaz. Şairin bu imkansız aşk karşısındaki çaresizliği ve derin üzüntüsü, yıllar sonra dökülür kağıda. "Mihriban", aslında o kızın gerçek adı değildir; şair, onun kimliğini korumak için bu takma adı kullanmıştır. ️ Şiirin Hikayesi Karakoç, "Mihriban" şiirini tek bir seferde yazmamıştır. İlk kıtalar, o aşkın sıcaklığıyla, gençlik yıllarında kaleme alınmıştır. Aradan yıllar geçer, Karakoç evlenir, çoluk çocuğa karışır. Ancak o eski aşkın ateşi, içinde hep bir kor gibi kalır. Yıllar sonra, bir gün o eski sevgilisinden bir mektup alır. Mektupta, "Beni unuttun mu?" diye sorulmaktadır. Karakoç, bu mektubun üzerine, şiirin o meşhur ve yürek burkan son kıtalarını ekler: "Mektup yazdım hasan'a, ha hasan'a ha sana / Mektubun gelmedi ki hasretim söne..." Bu mısralar, sadece bir aşkın değil, zamanın geçişinin, hayatın getirdiği zorunlulukların ve insanın içindeki o hiç sönmeyen umudun çığlığıdır. ️ "Unutmak Kolay Mı?" Mihriban’ın hikayesi, sadece bir karşılıksız aşk hikayesi değildir. Aynı zamanda, insanın kendi iç dünyasıyla, anılarıyla ve geçmişiyle yüzleşmesinin hikayesidir. Şiir, "Unutmak kolay mı?" sorusunu sorarken, aslında cevabını da içinde barındırır: Hayır, gerçek bir aşk asla unutulmaz. Türkünün O Meşhur Sözleri Sarı saçlarını deli gönlüme Bağlamışım, çözülmüyor Mihriban Ayrılıktan zor belleme ölümü Görmeyince sezilmiyor Mihriban Mektup yazdım Hasan'a, ha Hasan'a ha sana Mektubun gelmedi ki hasretim söne Görmeyince, seni bende bir başka Bir hüzün ki, sorma gitsin Mihriban Sizin Mihriban'ınız Kim? Hepimizin hayatında, belki de "Mihriban" diyebileceği, unutamadığı, yüreğinin bir köşesinde sakladığı biri vardır. Sizin de hikayesini anlatmak istediğiniz, bu türküyü dinleyince aklınıza gelen biri var mı? Ya da bu türküyü en çok kimin sesinden dinlemeyi seviyorsunuz? Yorumlarda buluşalım, bu ölümsüz aşkın hikayesini birlikte yaşatalım. Keyifli forumlar dilerim!
  • 27 Konu
    27 İleti
    [image: 1775413483008-1651b1bc-d93e-4e58-a2cb-86b4bea21f5a.jpg] [image: 1775411061745-alienvault-otx-logo.png] Pulsedive ve AlienVault OTX: Topluluk Tabanlı İstihbarat Paylaşımı​ Giriş: Siber Bağışıklık Sistemi Tıpta "sürü bağışıklığı" ne ise, siber güvenlikte de "Topluluk Tabanlı İstihbarat" odur. Bir virüsün biyolojik yapısını çözen bir doktor, bu bilgiyi diğer tüm doktorlarla paylaşırsa, virüs daha fazla yayılamadan durdurulur. Siber dünyada da mantık aynıdır: Bir banka yeni bir fidye yazılımı (Ransomware) IP adresini tespit ettiğinde, bunu diğer kurumlarla paylaşmalıdır. Eskiden kurumlar "Hacklendiğimiz duyulmasın" korkusuyla verilerini gizlerdi. Ancak saldırıların sofistike hale gelmesi, "Biri Hepimiz İçin" anlayışını zorunlu kıldı. İşte bu paylaşımı sağlayan, dünyanın en büyük iki açık istihbarat platformu AlienVault OTX ve Pulsedive'dır. AlienVault OTX: Dünyanın En Büyük Nöbetçi Kulesi AT&T Cybersecurity çatısı altında bulunan AlienVault OTX (Open Threat Exchange), 140 ülkeden 200.000'den fazla katılımcının anlık veri paylaştığı devasa bir platformdur. "Pulse" (Nabız) Mantığı​ OTX'te veriler "Pulse" adı verilen paketler halinde paylaşılır. Bir Pulse şunları içerir: Saldırının Adı: Örn: "Log4j Tarama Girişimleri" Referanslar: Blog yazıları, analiz raporları. IoC'ler (Indicators of Compromise): Saldırganın IP adresleri, zararlı dosya Hash'leri (MD5/SHA256), Domainler. Nasıl Kullanılır? Bir güvenlik analisti, sabah işe geldiğinde OTX'e girer ve sektöründeki (Örn: Finans) son Pulse'lara bakar. Eğer "APT29 Finans Saldırısı" diye bir Pulse görürse, içindeki 50 adet kötü amaçlı IP adresini tek tıkla indirip (veya API ile otomatik çekip) güvenlik duvarına "Engelle" kuralı olarak ekler. Böylece saldırı henüz kendisine gelmeden önlemini almış olur. Pulsedive: İstihbaratı Zenginleştirmek​ OTX daha çok bir "Kütüphane" gibiyken, Pulsedive hem bir kütüphane hem de aktif bir "Analiz Laboratuvarı"dır.Pulsedive'ın farkı, sadece "Bu IP zararlı" demesi değil, "Neden zararlı?" sorusunu yanıtlamasıdır. Risk Skorlaması: Bir göstergeyi (Indicator) sorguladığınızda, ona 0 ile 100 arasında bir risk puanı verir. Zenginleştirme (Enrichment): O IP adresinin hangi ülkeye ait olduğunu, hangi portlarının açık olduğunu, SSL sertifikasının kime ait olduğunu ve geçmişte hangi saldırılarda kullanıldığını tek ekranda gösterir. Aktif Tarama: Şüpheli bir URL'i Pulsedive'a verdiğinizde, sizin yerinize güvenli bir ortamda (Sandbox) o siteye gider, ekran görüntüsünü alır ve zararlı olup olmadığını test eder. Kalabalığın Gücü (Crowdsourcing) vs. Gürültü (Noise)​ Topluluk tabanlı istihbaratın en büyük avantajı Hızdır. Dünyanın bir ucundaki analist tehdidi bulduğu anda siz de öğrenirsiniz.Ancak en büyük dezavantajı Yanlış Pozitiflerdir (False Positives). Senaryo: Tecrübesiz bir analist, Google'ın DNS IP'sini (8.8.8.8) yanlışlıkla "Zararlı" olarak OTX'e yükleyebilir. Eğer siz bu veriyi sorgusuz sualsiz güvenlik duvarınıza eklerseniz, tüm şirketinizin interneti kesilebilir. Çözüm: İstihbarat analistinin görevi, topluluktan gelen veriyi "Güvenilirlik Puanına" göre filtrelemektir. Sadece "AlienVault Onaylı" veya yüksek güven puanına sahip Pulse'ları kullanmak bu riski azaltır. Entegrasyon ve Otomasyon​ Bu platformların gerçek gücü API (Application Programming Interface) entegrasyonunda yatar. Modern bir SOC (Güvenlik Operasyon Merkezi) ekibi, bu sitelere manuel olarak girmez.SIEM (Log Yönetimi) ürünleri, her 15 dakikada bir OTX ve Pulsedive API'larına bağlanır, yeni IoC'leri çeker ve ağ trafiğini bu listeyle karşılaştırır. Eşleşme olursa alarm çalar. Sonuç​ Pulsedive ve OTX, siber güvenliğin demokratikleşmesidir. Milyon dolarlık bütçesi olmayan küçük bir şirket bile, bu ücretsiz platformlar sayesinde arkasında binlerce kişilik global bir istihbarat ordusunun gücünü hissedebilir. Paylaşılmayan istihbarat, ölü istihbarattır.
  • Yazılım geliştirme, güvenli kodlama ve modern programlama dilleri üzerine teknik tartışmalar, projeler ve çözüm paylaşımları.

    4 4
    4 Konu
    4 İleti
    C# 12 (.NET ve C# 13 (.NET 9), dilin temel yeteneklerini geliştirirken; bellek yönetimi, koleksiyonlar ve nesne oluşturma süreçlerine büyük yenilikler getirdi. 1. Primary Constructors (C# 12)​ C# 12 ile gelen en popüler özelliklerden biri. Artık sınıflar ve yapıların (struct) parametrelerini doğrudan sınıf isminin yanında tanımlayabiliyoruz. Bu, bağımlılık enjeksiyonu (DI) ve özel alan (field) atama işlemlerini çok daha sade hale getiriyor. Eski Yöntem: public class Person { private readonly string _name; public Person(string name) { _name = name; } } C# 12 (Yeni): public class Person(string name) { public string Name => name; } 2. Params Collections (C# 13).​ Yıllardır kullandığımız params anahtar kelimesi sadece dizilerle (Array) sınırlıydı. C# 13 ile artık IEnumerable<T>, List<T> ve ReadOnlySpan<T> gibi tiplerle de params kullanabiliyoruz. Bu, bellek optimizasyonu için kritik bir adım. // Artık List tipinde params alabiliyoruz public void Listele(params List<string> urunler) { /* ... */ } 3. Collection Expressions (C# 12) Diziler, listeler veya Span'lar oluştururken kullanılan farklı söz dizimlerini tek bir standartta toplar. Köşeli parantez [] kullanımı ile kod daha temiz görünür. // Eskiden: int[] sayilar = new int[] { 1, 2, 3 }; int[] sayilar = [1, 2, 3]; List<string> isimler = ["Ali", "Veli", "Ayşe"]; // Spread Operatörü (..) ile dizileri birleştirme int[] ekleme = [0, ..sayilar, 4]; // [0, 1, 2, 3, 4] 4. Yeni "lock" Tipi (C# 13)​ C# 13, eşzamanlı (concurrency) programlamada kilitlenmeleri yönetmek için yeni bir System.Threading.Lock nesnesi getirdi. Eski object tabanlı kilitlere göre çok daha performanslı ve "thread-safe" bir yapı sunuyor. private readonly System.Threading.Lock _anahtar = new(); public void VeriGuncelle() { lock (_anahtar) // Yeni Lock nesnesi ile daha hızlı kilitlenme { // Kritik işlemler } } 5. Alias Any Type (C# 12) Artık using anahtar kelimesini kullanarak sadece sınıflara değil, tuple (demet) veya pointer gibi herhangi bir tipe takma ad verebilirsiniz. using Koordinat = (int x, int y); Koordinat konum = (10, 20); C# 12 vs C# 13: Temel Farklar​ Özellik C# 12 (.NET C# 13 (.NET 9) Odak Noktası Kod sadeliği ve hız. Performans ve esneklik. Yenilik Primary Constructors Params Collections Dizi Yönetimi Collection Expressions ([]) Index From End in Object Initializers Sonuç​ C# 12 ve 13 ile birlikte dil, daha az kodla daha çok iş yapabilen, modern bir yapıya büründü. Özellikle Primary Constructors ve Collection Expressions, günlük kod yazma alışkanlıklarınızı tamamen değiştirecek güçte. Bu özellikleri kullanmak sadece kodunuzu kısaltmakla kalmaz, aynı zamanda .NET runtime'ın sunduğu en son performans optimizasyonlarından da yararlanmanızı sağlar.
  • Dünyadan ve Türkiye'den en güncel teknoloji gelişmeleri, akıllı cihazlar, donanım incelemeleri, yapay zekâ ve inovasyon haberleri burada paylaşılır.

    38 38
    38 Konu
    38 İleti
    [image: logo.png] Anlatı odaklı oyunlar söz konusu olduğunda, belirli seriler vardır ki yalnızca oynanmaz, aynı zamanda hissedilir. Life is Strange: Reunion, tam olarak bu tanımın içine giren bir deneyim. Serinin önceki oyunlarında olduğu gibi, bu yeni yapım da oyuncuyu yalnızca bir hikâyenin içine atmıyor; onu karakterlerin duygularına, kararlarına ve içsel çatışmalarına ortak ediyor. Reunion, nostalji ile yenilik arasında dikkatli bir denge kurarken, serinin ruhunu korumayı başaran ama aynı zamanda anlatımını daha olgun bir seviyeye taşıyan bir oyun olarak öne çıkıyor. Oyunun merkezinde yeniden karşılaşma teması var. Geçmişte yaşanan olayların izleri, yıllar sonra tekrar yüzeye çıkıyor ve karakterler yalnızca birbirleriyle değil, kendi geçmişleriyle de yüzleşmek zorunda kalıyor. Bu noktada Reunion’un en güçlü yanı, hikâyeyi büyük olaylar üzerinden değil, küçük anlar üzerinden anlatması. Bir bakış, yarım kalmış bir cümle, uzun bir sessizlik… Bunların hepsi oyunun dramatik gücünü oluşturan parçalar hâline geliyor. Oyunu oynarken sık sık kendinizi sadece bir seçim yaparken değil, aynı zamanda o seçimin duygusal ağırlığını taşırken buluyorsunuz. Hikâye, serinin hayranları için tanıdık bir tona sahip olsa da tamamen yeni bir anlatım dili kuruyor. Reunion, geçmiş oyunlara göndermeler yapıyor ama bunlara bağımlı kalmıyor. Yeni karakterler, yeni çatışmalar ve yeni temalarla kendi ayakları üzerinde durmayı başarıyor. Özellikle karakter yazımı bu oyunun en güçlü taraflarından biri. Her karakterin bir geçmişi, bir kırılma noktası ve oyuncuya hissettirdiği bir gerçeklik var. Diyaloglar yapay hissettirmiyor; aksine çoğu zaman gerçek hayatta duyabileceğiniz kadar doğal ve etkileyici. Oynanış tarafında Reunion, klasik Life is Strange formülünü koruyor. Oyuncu, diyalog seçimleri yapıyor, çevreyi inceliyor ve hikâyeyi küçük etkileşimlerle ilerletiyor. Ancak bu kez seçimlerin etkisi çok daha belirgin. Oyunun ilerleyen bölümlerinde, erken saatlerde yaptığınız bir tercihin ne kadar büyük sonuçlar doğurduğunu görmek oldukça etkileyici. Bu durum, oyuncuyu her diyalogda daha dikkatli düşünmeye zorluyor. Çünkü Reunion, “doğru” ve “yanlış” seçenekler sunmaktan çok, sonuçlarıyla yüzleşmeniz gereken kararlar veriyor. Oyunun en dikkat çekici yeniliklerinden biri, zaman ve hafıza teması üzerine kurulu mekanikler. Önceki oyunlarda olduğu gibi doğrudan zaman manipülasyonu olmasa da, Reunion farklı bir yaklaşım benimsiyor. Karakterin geçmiş anılarıyla etkileşime girebilmesi, bazı sahneleri farklı açılardan tekrar deneyimleyebilmesi ve bu sayede yeni diyalog seçenekleri açabilmesi, oynanışa farklı bir katman ekliyor. Bu sistem, hem hikâyeye hizmet ediyor hem de oyuncuya daha derin bir keşif alanı sunuyor. Atmosfer, Life is Strange serisinin her zaman en güçlü yönlerinden biri olmuştur ve Reunion bu geleneği başarıyla sürdürüyor. Oyunun geçtiği mekânlar son derece canlı ve karakterlerle uyumlu. Küçük kasaba hissi, yalnızlık duygusu, geçmişin izlerini taşıyan mekânlar… Tüm bunlar oyunun duygusal tonunu destekleyen unsurlar hâline geliyor. Özellikle bazı sahnelerde çevre tasarımının hikâyeyle nasıl bütünleştiğini görmek, oyunun ne kadar özenle hazırlanmış olduğunu gösteriyor. Görsel tasarım, serinin kendine has stilini korurken modern dokunuşlarla zenginleştirilmiş. Karakter yüz animasyonları çok daha detaylı, mimikler daha doğal ve sahneler daha sinematik. Işıklandırma kullanımı özellikle dikkat çekici; gün batımı sahneleri, loş iç mekânlar ve yağmurlu atmosferler, oyunun duygusal yoğunluğunu artırıyor. Reunion teknik olarak devrimsel bir grafik sunmuyor ama sanat yönetimi sayesinde oldukça etkileyici bir görsellik yakalıyor. Ses tasarımı ve müzikler ise oyunun kalbi niteliğinde. Life is Strange denince akla gelen o melankolik, indie tarz müzikler burada da önemli bir rol oynuyor. Şarkı seçimleri sahnelerle o kadar uyumlu ki bazı anlar yalnızca oynanmıyor, adeta yaşanıyor. Sessizlik de en az müzik kadar etkili kullanılmış. Özellikle duygusal anlarda arka planda hiçbir şey duymamak, sahnenin ağırlığını daha da artırıyor. Seslendirme performansları da oldukça başarılı; karakterlerin duyguları yalnızca yazıyla değil, tonlamalarla da güçlü şekilde aktarılıyor. Reunion’un en büyük başarısı, oyuncuyu sürekli bir duygusal denge üzerinde tutması. Oyun sizi ne tamamen umutsuz bir noktaya sürüklüyor ne de sürekli umut veriyor. Bunun yerine hayatın kendisi gibi inişli çıkışlı bir yapı sunuyor. Bazı anlarda karakterlerle birlikte gülüyor, bazı anlarda ise verdiğiniz kararların sonuçlarıyla yüzleşirken gerçekten zorlanıyorsunuz. Bu da oyunun etkisini artıran en önemli faktörlerden biri. Ancak oyun tamamen kusursuz değil. Her şeyden önce Reunion oldukça yavaş tempolu bir deneyim. Aksiyon arayan oyuncular için bu tempo fazla durağan gelebilir. Ayrıca bazı bölümlerde hikâye ilerleyişi gereğinden fazla uzatılmış hissedilebiliyor. Oyunun bazı yan karakterleri ise ana karakterler kadar derin işlenmemiş. Bu da bazı sahnelerin etkisini biraz azaltabiliyor. Bunun yanında, seçimlerin etkisi genel olarak güçlü olsa da bazı anlarda bu etkinin sınırlı kaldığını hissediyorsunuz. Yani her karar büyük sonuçlar doğurmuyor. Bu durum, bazı oyuncular için hayal kırıklığı yaratabilir. Ancak oyunun genel yapısı düşünüldüğünde bu küçük eksiklikler, deneyimin bütününü ciddi şekilde zedelemiyor. Teknik açıdan oyun oldukça stabil. Yükleme süreleri kısa, performans sorunu neredeyse yok denecek kadar az ve genel akıcılık tatmin edici. Bu da oyuncunun hikâyeye odaklanmasını kolaylaştırıyor. Arayüz sade ve anlaşılır, bu da oyunun anlatı odaklı yapısıyla uyumlu bir deneyim sunuyor. Sonuç olarak Life is Strange: Reunion, duygusal derinliği, güçlü karakter yazımı ve etkileyici atmosferiyle serinin en olgun yapımlarından biri olmayı başarıyor. Oyunun gücü, büyük olaylardan değil küçük anlardan geliyor. Bu da onu sıradan bir anlatı oyunundan çıkarıp, oyuncunun zihninde uzun süre yer eden bir deneyime dönüştürüyor. Eğer seçimlerinizin gerçekten anlamlı olduğu, karakterlerle bağ kurabildiğiniz ve hikâyenin sizi içine çektiği bir oyun arıyorsanız Reunion kesinlikle kaçırılmaması gereken bir yapım. Bu oyun size yalnızca bir hikâye anlatmıyor; sizi o hikâyenin bir parçası hâline getiriyor. Ve belki de en önemlisi, oyun bittiğinde bile etkisi bir süre daha sizinle kalmaya devam ediyor.
  • 9 Konu
    18 İleti
    2'inci Renk Paleti [image: 1775403361453-ps-renk-paleti-evillasions.png]
  • 12 Konu
    13 İleti
    [image: 1775251255771-c8893e5d-db44-4abb-9247-4d98a07c555c.jpg] Bir Milletin Kürtuluşu, Bir Çocuğun Gülüşü: 23 Nisan’ın Gerçek Hikayesi 23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesinin temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi'nin açıldığı tarihtir. Türk hakının aynı zamanda egemenliğini ilan ettiği bu tarihin milli bayram olarak kutlanmasına karar verildi. Milli bayram olarak kutlanmaya başladı Böylelikle 23 Nisan'ın Milli Bayram Addine Dair Kanun, Birinci Büyük Millet Meclisi'nin açılışından tam 1 yıl sonra 1921'de kabul edildi. Bunun üzerine 23 Nisan 1921'de milli bayram olarak kutlanmaya başladı. Etkinliklerde çocuklar dikkat çekti Her yıl düzenlenen etkinliklere özellikle Himaye-i Etfal Cemiyeti (günümüzde Çocuk Esirgeme Kurumu) bünyesindeki savaş dönemindeki şehit çocukları katıldı. Ankara’da yapılan ilk kutlamalara katılan kimsesiz çocukların geçit töreninde bayrama ayrı bir hava kattığı fark edildi. Ardından her yıl yurt genelinde olduğu gibi Ankara'da da düzenlenen etkinliklerde çocuklar ön plana çıktı. Yapılan yardımlar öncü oldu Cemiyetin kurucusu olan ve uzun yıllar genel sekreterliğini yapan Doktor ve milletvekili Mehmet Fuat Bey, 1922 yılı başlarında Meclis’e bir öneride bulundu. 23 Nisan’da, Himaye-i Etfal Cemiyeti’ne ait pulların kullanılmasını istedi. Böylece, 1923 yılının 23 Nisan’ında çıkarılan pullar ile bayram kutlamalarından gelir elde edildi. O gelir de şehitlerin yetimleri için harcandı. Ardından rozet satışı ile yardıma muhtaç çocuklara gelir sağlama imkanı da bulundu. Hakimiyet-i Milliye gazetesi, olayı şöyle duyuruyordu: “Bugün yavruların rozet bayramıdır.” O yıl hafta boyunca kutlandı Halka, bol bol bağış yapma çağrısında bulunan gazete 1926 yılında, 23 Nisan’ı “Türklerin Çocuk Günü” olarak tarihe not düştü. 1927 yılı, adeta bir dönüm noktası oldu. Himayei Etfal Cemiyeti, 23 Nisan Çocuk Günü’nü, Çocuk Bayramı olarak kabul eden yönetim kurulu kararını aldı. 1929 yılında “Çocuk Haftası” ilan edildi. Türkiye’de 23-30 Nisan tarihleri arasındaki hafta artık çocukların oldu. Böylelikle o yıl bayram 23 Nisan’da kutlanırken o hafta boyunca çocuklar için şenlikler tertip edildi. Çocuklara armağan edilerek bir anlam daha kazandı Yani tarih 23 Nisan 1929'u gösterdiğinde Atatürk, bugünü Türk çocuklarına armağan etmiş oldu. Atatürk, ülkenin geleceğinin çocukların elinde olduğunun bilinciyle, “Bu bayramı Türk çocuklarına armağan ediyorum.” diyerek TBMM’nin açılış sevincini çocuklarla paylaştı. “Milletin bağrında temiz bir nesil yetişiyor. Bu eser (Türkiye Cumhuriyeti Devleti) ona bırakacağım ve gözüm arkamda olmayacak.” sözü, Atatürk’ün çocuklara duyduğu güvenin en güzel örneklerinden biri... Bu durumda önce Meclis açıldı, sonra milli bayram olarak kutlanmaya başladı ve son olarak da çocuklara armağan edildi. İlk ve tek ülke Türkiye, dünyada çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke oldu. Bayramın adı 1935'te 'Hâkimiyet-i Milliye Bayramı', 1981 yılında ise 'Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı' oldu. UNESCO'nun 1979'u 'Çocuk Yılı' olarak duyurmasının ardından, devlet kanalı Türkiye Radyo Televizyon Kurumu'nun TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği'ni başlatması ile bu bayram uluslararası düzeye taşındı. İşte ilk yıllarda 23 Nisan kutlamalarından kareler...